Bartın Üniversitesi Araştırma ve Akademik Performans Sistemi
DSpace@Bartın, Bartın Üniversitesi’nin bilimsel araştırma ve akademik performansını izleme, analiz etme ve raporlama süreçlerini tek çatı altında buluşturan bütünleşik bilgi sistemidir.

İndekslere Göre Dağılım
Yıllara Göre Dağılım
Türlere Göre Dağılım
Güncel Gönderiler
Öğe Türü: Yayın , Veri madenciliği yöntemleriyle odun dışı orman ürünleri hakkında tüketici bilgi seviyesi ve tutumunun incelenmesi(Bartın Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2026) Kızılırmak, Samet; Bardak, TimuçinOdun dışı orman ürünleri; bitki ve hayvan kökenli olup gıda, ilaç, kozmetik ve tarım gibi çeşitli alanlarda değerlendirilmektedir. Bu yüzden insan yaşamının vazgeçilmez bir unsuru olarak araştırmaya değer bir konudur. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte bu ürünlere internet aracılığıyla hızlıca ulaşılabilmekte ve kullanıcılar bu ürünlerle ilgili bilgilere kolayca erişebilmektedir. İnternet üzerindeki faydalı bilgilerin keşfinde kullanılan web madenciliği, bir veri madenciliği yöntemidir. Bu çalışma, veri madenciliği yöntemleriyle tüketicilerin odun dışı orman ürünlerine yönelik bilgi seviyelerini ve tutumlarını incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmada öncelikle Türkiye'de bulunan 700 katılımcıyla anket uygulaması yapılmış ve anket verileri SPSS istatistik programı ile analiz edilmiştir. Bununla birlikte, veri setlerindeki ilişkileri belirlemek amacıyla veri madenciliği yöntemlerinden birliktelik kurallarında kullanılan FP-Growth algoritması kullanılmıştır. Web madenciliği yöntemiyle ise Türkiye, Amerika kıtası ve Avrupa kıtasında E-ticaret web sayfalarında kekik, lavanta, badem, adaçayı ve kimyon hakkında yapılan yorumlarda en çok geçen kelime analizi ve duygu analizi yapılmıştır. Bu analizlerin yapılmasında RapidMiner yazılımından faydalanılmıştır. Çalışma sonuçlarına göre, demografik faktörler tüketicilerin odun dışı orman ürünlerine ilişkin bilgi seviyesi ve tutumu üzerinde anlamlı farklılıklar yaratmaktadır. Bilgi seviyesi, önem ve güvenin özellikle yaş, eğitim durumu ve medeni duruma göre anlamlı olarak farklılık gösterdiği, aylık gelir durumuna göre ise farklılık göstermediği belirlenmiştir. Ki-Kare analizi, tüketicilerin ürün tercihlerinin cinsiyet, yaş, eğitim durumu, meslek ve medeni durumlarına göre anlamlı olarak bir ilişki olduğunu göstermiştir. Korelasyon analizine göre, özellikle önem düzeyi ile güven düzeyi arasında pozitif yönde ve yüksek düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Regresyon analizine göre ise, güven düzeyinin önem düzeyi üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olduğu görülmüştür. FP-Growth algoritmasıyla ortaya konan birliktelik kuralları, tüketici davranışlarının çok boyutlu ve demografik özelliklerle şekillendiğini göstermektedir. Ayrıca, web madenciliğiyle yapılan kelime sıklığı ve duygu analizleri, bölgesel ve kültürel farklılıkların tüketici algıları üzerinde etkili olduğunu ortaya koymaktadır. Bu sonuçlar, pazarlama stratejilerinin geliştirilmesine ve tüketici farkındalığını artırmaya yönelik planlama çalışmalarına önemli katkılar sağlayabilir.Öğe Türü: Yayın , Rekombinant PKM1 proteininin üretimi ve saflaştırılması: şaperon sistemlerinin kullanımı(Bartın Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2026) Akın, Huriye; İmamoğlu, RizvanRekombinant protein üretiminde en yaygın kullanılan ekspresyon sistemi Escherichia coli (E. coli)'dir. Bu bakteri, hızlı çoğalma kapasitesi, düşük maliyetli kültür koşulları ve yüksek düzeyde protein ekspresyonu sağlaması nedeniyle tercih edilmektedir. Bununla birlikte, E. coli sitoplazmasında üretilen heterolog proteinler sıklıkla yanlış katlanmakta ve çözünmeyen inklüzyon cisimcikleri halinde birikmektedir. Bu agregatlar biyolojik olarak inaktif olup genellikle anormal disülfit bağları ve olağandışı serbest sistein kalıntıları içermektedir. İnklüzyon cisimciklerinden fonksiyonel proteinin yeniden kazanımı teorik olarak mümkün olsa da endüstriyel ölçekte bu süreç zaman ve maliyet açısından verimli değildir. Dolayısıyla rekombinant proteinlerin, özellikle enzimlerin E. coli hücrelerinde çözünür ve biyolojik olarak aktif formda üretimini sağlayacak yöntemlerin geliştirilmesi günümüzde moleküler biyoloji ve biyoteknoloji alanlarında öncelikli araştırma konularından biri olarak öne çıkmaktadır. Pirüvat kinaz (PK), glikolizin son basamağında görev yapan ve fosfoenolpirüvat ile ADP'nin pirüvat ve ATP'ye dönüşümünü katalizleyen hız sınırlayıcı bir enzimdir. Memelilerde PKM1, PKM2, PKL ve PKR olmak üzere dört farklı izoform tanımlanmıştır. Kas ve beyin gibi yüksek enerji ihtiyacı olan dokularda PKM1 izoformu eksprese edilirken, PKM2 izoformu kanser hücrelerinde farklı aktivite düzeyleri ile tümör gelişiminde rol oynamaktadır. PKL izoformu karaciğerde, PKR izoformu ise eritrositlerde yüksek düzeyde eksprese edilmektedir. Enerji metabolizmasının sürdürülebilirliğinde kritik rol üstlenen PKM1'in rekombinant üretimi hem temel biyokimyasal araştırmalar hem de biyomedikal uygulamalar açısından önem taşımaktadır. Bu çalışmada, PKM1'in E. coli hücrelerinde çözünür formda ve yüksek verimlilikle üretilebilmesi için çeşitli stratejiler değerlendirilmiştir. Protein katlanmasını kolaylaştıran sitoplazmik şaperon sistemlerini (DnaK/DnaJ/GrpE, GroEL/GroES ve Trigger Faktör) içeren pG-KJE8, pGro7, pKJE7, pG-Tf2 ve pTf16 plazmitleri kullanılmıştır. Ayrıca BL21, C41 ve Origami suşlarında şaperonların etkileri karşılaştırılmış ve farklı indüksiyon parametreleri optimize edilmiştir. Elde edilen sonuçların, PKM1'in fonksiyonel ve çözünür formda üretimine katkı sağlamasının yanı sıra, diğer rekombinant proteinlerin yüksek verimli ekspresyonuna da yol gösterici olacağı öngörülmektedir. Böylelikle bu çalışma, ekspresyon sistemlerinde şaperon destekli protein üretiminin optimizasyonuna yönelik önemli bir katkı sunmakta ve biyomedikal araştırmalarda kullanılabilecek yeni yaklaşımların geliştirilmesi için temel oluşturmaktadır.Öğe Türü: Yayın , 7. sınıf öğrencilerinin matematiksel modelleme problemlerini çözme sürecindeki argümantasyon becerilerinin incelenmesi(Bartın Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2026) Durak, Ebrar Betül; Dündar, Rüveyda KaramanBu araştırma, matematik öğretim programlarında yer alan; bireylerin düşüncelerini ve akıl yürütmelerini açıkça ifade edebilme, başkalarının matematiksel akıl yürütmelerindeki eksiklikleri fark edebilme ve matematiksel düşüncelerini uygun terminoloji ve dil kullanarak mantıklı biçimde açıklayabilme becerilerinin işaret ettiği argümantasyon becerileri ile matematiğin günlük yaşamla ilişkilendirilmesinde önemli bir araç olarak görülen matematiksel modelleme problemlerini konu almaktadır. Bu doğrultuda bu araştırmanın amacı, ortaokul 7. sınıf öğrencilerinin matematiksel modelleme döngüsü içerisindeki argümantasyon süreçlerini, modelleme süreçlerini de dikkate alarak incelemek; öğrencilerin iddialarını nasıl ortaya koyduklarını ve bu iddiaları nasıl desteklediklerini ya da çürüttüklerini ortaya koymaktır. Araştırma, nitel araştırma desenlerinden durum çalışması olarak yürütülmüştür. Çalışmanın katılımcılarını, Batı Karadeniz Bölgesi'nde yer alan ve araştırmacı ile kurumsal bağı bulunmayan bir özel eğitim kurumunda öğrenim gören 7. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Katılımcılar, amaçlı örnekleme yöntemleri arasından kolay ulaşılabilir örnekleme ve ölçüt örnekleme birlikte kullanılarak belirlenmiştir. Bu kapsamda, matematik başarısı iyi olan, grup çalışmalarına istekli ve duygu ile düşüncelerini rahat ifade edebilen ikisi erkek, altısı kız olmak üzere toplam sekiz öğrenci araştırmaya dâhil edilmiştir. Veriler, literatür doğrultusunda matematiksel modelleme problemlerinde bulunması gereken altı prensibe uygun biçimde geliştirilen dört matematiksel modelleme problemi aracılığıyla toplanmıştır. Problemler, öğrencilerin ikişerli gruplar hâlinde çalıştığı oturumlarda uygulanmıştır. Araştırma kapsamında elde edilen öğrenci çözüm kâğıtları doküman analizi yöntemiyle, öğrencilerle gerçekleştirilen bireysel görüşmeler ise katılımcıların izinleri doğrultusunda video kaydı alınarak incelenmiştir. Video kayıtları araştırmacı tarafından yazılı metne dönüştürülmüş, düzenlenerek veri analizine dâhil edilmiştir. Tüm veriler betimsel analiz yöntemi ile analiz edilmiş; analiz sürecinde öğrencilerin argümantasyon süreçleri Toulmin Argümantasyon Modeli, matematiksel modelleme süreçleri ise Borromeo Ferri Matematiksel Modelleme Döngüsü temel alınarak ele alınmıştır. Araştırma bulguları, öğrencilerin matematiksel modelleme problemlerini çözerken modelleme ve argümantasyon süreçlerini doğrusal olmayan, bağlama duyarlı ve sosyal etkileşimle şekillenen dinamik bir yapı içerisinde yürüttüklerini göstermektedir. Öğrencilerin çözüm süreçleri, önceden belirlenmiş adımların mekanik biçimde izlenmesinden ziyade; problem bağlamına, geliştirilen varsayımlara ve grup içi etkileşimlere bağlı olarak sürekli yeniden yapılandırılmıştır. Modelleme sürecinde öğrencilerin, problemi anlama, varsayımlar geliştirme, model oluşturma, çözüm üretme ve sonuçları yorumlama aşamaları arasında ileri–geri geçişler yaptıkları; özellikle varsayım geliştirme ve oluşturulan modelin gerçek durumu temsil etme düzeyini sorgulama süreçlerinin öne çıktığı belirlenmiştir. Argümantasyon süreçlerine ilişkin olarak, öğrencilerin argümanlarını tek bir aşamada değil, problem çözme süreci boyunca kademeli biçimde oluşturdukları; argümanların çoğunlukla sezgisel iddialarla başlayıp veri ve gerekçelerle desteklendiği, bazı durumlarda karşı görüşler yoluyla yeniden yapılandırıldığı tespit edilmiştir. Küçük grup çalışmaları, öğrencilerin düşüncelerini görünür kılmış ve argümanların sosyal etkileşim yoluyla şekillendiğini ortaya koymuştur. Bazı problemlerde, farklı varsayımlara dayalı olarak birden fazla geçerli argümanın birlikte kabul edildiği görülmüştür. Bu araştırma, matematiksel modelleme sürecinin öğrencilerin argümantasyon becerilerini ortaya çıkarmada ve zenginleştirmede etkili bir öğrenme ortamı sunduğunu; modelleme ve argümantasyon süreçlerinin birbirini besleyen, esnek ve etkileşim temelli bir yapı sergilediğini göstermektedir.Öğe Türü: Yayın , Diyanet İşleri Başkanlığı hutbelerinin Gordon Allport'un ön yargı teorisi çerçevesinde değerlendirilmesi (2015-2024)(Bartın Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2026) Yamaç, Zeynep; İşbilen, NihalBu araştırma, Gordon W. Allport'un ön yargı teorisi çerçevesinde, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından 2015-2024 yılları arasında yayımlanan hutbelerin incelenmesini konu edinmektedir. Allport, ön yargıyı bireysel tutumlardan toplumsal şiddete kadar uzanan aşamalı bir süreç olarak ele almakta ve bu süreci olumsuz söylem, kaçınma, ayrımcılık, fiziksel saldırı ve yok etme düzeyleriyle açıklamaktadır. Ayrıca iç grup-dış grup ayrımı, tehdit algısı, günah keçisi mekanizması ve bireyin dini yönelim tarzı ön yargının oluşumunda belirleyici unsurlar olarak görülmektedir. Bu bağlamda hutbeler, toplumsal değerlerin aktarımındaki rolleri ve güncel olaylara yönelik söylem üretme biçimleri açısından Allport'un kuramsal yaklaşımıyla ilişkilendirilmeye elverişli metinler olarak değerlendirilmiştir. Çalışmada Diyanet İşleri Başkanlığının 2025-2024 yılları arasında resmî olarak yayımladığı hutbeler arasından amaçlı örnekleme yöntemiyle seçilmiştir. Seçilen hutbeler, terör ve toplumsal çatışma, Filistin ve boykot söylemi, aile ve cinsiyet rolleri, etnik köken ve kimlik: mülteci/sığınmacı söylemleri ve kriz dönemleri: pandemi ve deprem temaları altında sınıflandırılmıştır. Hutbeler Allport'un ön yargı düzeyleri, iç-dış grup ayrımı, dinî yönelim, günah keçisi mekanizması ve temas hipotezi bağlamında içerik analizine tabi tutulmuştur. Araştırmanın bulguları, hutbelerde ağırlıklı olarak kapsayıcı, birleştirici ve toplumsal dayanışmayı güçlendirmeyi hedefleyen bir söylemi hâkim olduğunu göstermektedir. Kriz dönemleri, toplumsal çatışmalar ve mazlum topluluklara yönelik çağrılarda empati, adalet, merhamet ve sorumluluk gibi değerlerin öne çıktığı görülmüş; bazı metinlerde iç–dış grup ayrımına dair dolaylı vurgu bulunsa da bunun dışlayıcı veya düşmanlaştırıcı bir dile dönüşmediği tespit edilmiştir. Hutbelerde günah keçisi üretmeye yönelik bir söylem tercih edilmemiş, temas hipoteziyle uyumlu biçimde toplumsal gruplar arasında empati ve kardeşliği destekleyen mesajlara yer verilmiştir. Araştırma, hutbelerin toplumsal uyumun güçlendirilmesine katkı sunduğunu ve özellikle mültecilik, toplumsal cinsiyet ile sosyal çatışma gibi alanlarda kapsayıcı söylemlerin pekiştirilmesinin ön yargının azaltılmasına yardımcı olabileceğini ortaya koymaktadır. Gelecek çalışmalarda hutbelerin toplumsal etkilerinin ampirik yöntemlerle ölçülmesi ve farklı toplumsal grupların hutbe söylemleriyle ilişkilerinin incelenmesi önerilmektedir.Öğe Türü: Yayın , Aile eğitiminin ebeveynlerin çocuklarına yönelik tutumları üzerindeki etkisinin incelenmesi: Antalya örneği(Bartın Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2026) Karabörk, Ahmet; Gürel, DavutBu çalışma, aile eğitiminin ebeveyn tutumları üzerindeki etkilerini kuramsal ve uygulamalı olarak incelemeyi amaçlamaktadır. Modern toplumsal dönüşümlerle birlikte geniş aile yapısının yerini çekirdek aile yapısına bırakması, ebeveynlerin çocuk yetiştirme pratiklerinde yeni yaklaşımları zorunlu kılmıştır. Bu bağlamda, Millî Eğitim Bakanlığı tarafından güncellenen Aile Eğitim Programının, ebeveynlerin çocuklarına yönelik tutumlarını nasıl etkilediği Antalya ili örneğiyle ön test–son test eşleştirilmiş kontrol gruplu deneysel desen kullanılmıştır. Deneysel desenler, araştırmacının bağımsız değişkeni bilinçli olarak manipüle ederek bu değişkenin bağımlı değişken üzerindeki etkisini incelemesine olanak tanıyan ve neden-sonuç ilişkilerinin ortaya konulmasında en güçlü araştırma modelleri arasında yer alan desenlerdir. Ön-test ve son-test içeren anketler ile ebeveynlerin eğitime katılım öncesi ve sonrası tutumları analiz edilmiştir. Çalışmanın amacı, ebeveynlerin aile içindeki rollerine dair farkındalık düzeylerini belirlemek, çocuklarının eğitim süreçlerine katkılarını ortaya koymak ve bu süreçte karşılaşılan sorunlara çözüm önerileri geliştirmektir. Araştırma, aile eğitiminin yalnızca çocuk gelişimi üzerindeki etkilerinin değil, aynı zamanda yetişkin bireylerin tutum, davranış ve iletişim biçimleri üzerindeki etkilerinin de kapsamlı biçimde anlaşılmasına katkı sağladığı düşünülmektedir.






















