Kentsel tarım yaklaşımları ve ekosistem hizmetleri ilişkisinin Bartın örneğinde değerlendirilmesi
Tarih
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Erişim Hakkı
Özet
Bu tez, doğal peyzaj dokusunun bilinçsiz müdahalelerle tahribi, kentsel ısı adası etkilerinin artışı ve nüfus kaynaklı yoğun tüketim alışkanlıkları karşısında; kent planlama süreçlerinin, gıda egemenliğini önceleyen ve sürdürülebilirliği esas alan doğa tabanlı çözümleme yöntemlerinden biri olan kentsel tarım çerçevesinde ele alınması gerektiğini savunmaktadır. Bu kapsamda, "sık tüketen" toplumlardan "sık üreten" toplumlara geçişin gerekliliği vurgulanmış; topraklı ve topraksız kentsel tarım uygulamalarının ekosistem hizmetleri üzerinde olumlu yansımaları olduğu savunulmuştur. Araştırmada, kentsel tarım, ekosistem hizmetleri, sürdürülebilirlik ve yenilikçi üretim teknikleri temel temalar olarak belirlenmiş ve kapsamlı literatür taramaları gerçekleştirilmiştir. Fiziki peyzaj özelliklerine ilişkin mekânsal veriler ArcMap 10.5 ortamında üretilmiş; 1994–2024 yıllarına ait Landsat görüntülerinden yıllık arazi değişim oranları hesaplanmış ve tarım alanlarının yaklaşık %64,95 oranında azaldığı tespit edilmiştir. Güç–ilgi matrisi analizleri doğrultusunda seçilen 33 paydaş (kamu, özel sektör, kooperatif yöneticileri ve bölgesel tarım uzmanları) ile derinlemesine mülakatlar yapılmış; içerik analizi sonucunda, tarımsal faaliyetlerin sürdürülebilirliğine yönelik görüşlerin %90,91'inin olumsuz (sürdürülebilirliği düşük), yenilikçi uygulamalara ilişkin görüşlerin ise %78,79'unun olumlu (uygulanabilirlik potansiyeli yüksek) olduğu belirlenmiştir. Elde edilen bulgular ışığında, topraklı ve topraksız kentsel tarım uygulamaları önerilmiş; belirlenen mekânsal ölçütler, farklı meslek disiplinlerinden 15 uzman görüşüyle değerlendirilerek uygunluk haritaları oluşturulmuştur. Kent Atlası (2019) verileri ve 16 uzmanın değerlendirmeleri doğrultusunda düzenleyen, kaynak sağlayan ve kültürel ekosistem hizmetleri analiz edilmiş; uygunluk düzeyi yüksek kentsel tarım alanlarının ekosistem hizmet potansiyelleri incelenmiştir. Sonuçta, alanın %64'ü koruma ağırlıklı kullanım, %26,90'ı salt-mutlak koruma, %7,61'i sınırlı/kontrollü peyzaj kullanımı ve %1,50'si potansiyel peyzaj kullanım alanı olarak sınıflandırılmıştır. Araştırmanın sonuç kısmında, Bartın Belediyesi Mücavir Alan Sınırı'nda tarımın sürdürülebilirliği ve yenilikçi yaklaşımların uygulanabilirliğine ilişkin sonuçlar değerlendirilmiştir. Ayrıca, kentsel tarım ile ekosistem hizmetleri arasındaki potansiyel etkileşimler literatür destekli tartışmalarla ele alınmış; kentsel tarıma uygunluk ile ekosistem hizmetleri arasındaki alansal etkileşimlere ilişkin sayısal bulgular sunulmuştur. Araştırmanın öneriler bölümünde ise, nüfus bakımından orta ölçekli ve kentleşmesini tamamlamamış Bartın gibi şehirlerde topraklı kentsel tarım uygulamalarının öncelikli olarak değerlendirilmesi ve verimli arazilerin korunması gerektiği belirtilmiştir. Bunun yanında, ticari amaçlı büyük ölçekli kentsel tarım için bir sistem örneği sunulmuş; küçük ölçekli, eğitim ve bireysel üretim odaklı uygulamaların toplumsal fayda potansiyeli vurgulanmıştır. Bu bağlamda, 50 m²'lik modüler topraksız tarım serasının kurulum maliyet hesaplamalarına yer verilmiştir. Kentsel tarımın kamusal boyutunun erişilebilirliği ve toplumsal faydaya yönelik niteliği sebebiyle analiz kapsamında uygun olduğu belirlenen pilot kamusal alanlar üzerinden peyzaj planlama önerilerine yer verilmiştir. Kentsel tarım uygulamalarının yaygınlaştırılması amacıyla, New York City Kentsel Tarım Strateji Belgesi (2024) referans alınarak Bartın iline yönelik 2024-2053 dönemini kapsayan kentsel tarım strateji önerileri geliştirilmiştir. Söz konusu hedefler, Türkiye'nin 12. Kalkınma Planı'nda öngörülen eylemlerin geliştirilme yılı olan 2053'e kadar tamamlanması öngörüsüyle; kısa vadede 2025-2030, orta vadede 2031-2040 ve uzun vadede 2041-2053 dönemlerini kapsayacak şekilde yapılandırılmıştır.
This thesis argues that, in the face of the degradation of the natural landscape through unplanned interventions, the intensification of the urban heat island effect, and consumption habits driven by population growth, urban planning processes should be addressed within the framework of urban agriculture one of the nature-based analytical methods that prioritizes food sovereignty and is grounded in sustainability. In this context, the necessity of transitioning from "frequently consuming" societies to "frequently producing" societies is emphasized, and it is asserted that both soil-based and soilless urban agriculture practices have positive impacts on ecosystem services. In the study, urban agriculture, ecosystem services, sustainability, and innovative production techniques were identified as the main themes, and extensive literature reviews were conducted. Spatial data on physical landscape characteristics were produced in ArcMap 10.5; annual land-use change rates for the years 1994-2024 were calculated from Landsat imagery, revealing that agricultural lands had decreased by approximately 64.95%. In line with power–interest matrix analyses, in-depth interviews were conducted with 33 stakeholders (public sector, private sector, cooperative managers, and regional agricultural experts). Content analysis indicated that 90.91% of the opinions regarding the sustainability of agricultural activities were negative (low sustainability), while 78.79% of the opinions concerning innovative practices were positive (high potential for implementation). Based on these findings, soil-based and soilless urban agriculture practices were proposed; the identified spatial criteria were evaluated by 15 experts from different professional disciplines, and suitability maps were produced. Using the City Atlas (2019) data and the evaluations of 16 experts, provisioning, regulating, and cultural ecosystem services were analyzed, and the ecosystem service potentials of highly suitable urban agriculture areas were examined. As a result, 64% of the area was classified as conservation-oriented use, 26.90% as absolute conservation, 7.61% as limited/controlled landscape use, and 1.50% as potential landscape use. In the conclusion of the research, the results regarding the sustainability of agriculture and the applicability of innovative approaches within the Bartın Municipality Adjacent Area Boundary were evaluated. In addition, the potential interactions between urban agriculture and ecosystem services were addressed through literature-supported discussions; numerical findings related to the spatial interactions between urban agriculture suitability and ecosystem services were presented. In the recommendations section of the research, it was stated that in medium-sized cities like Bartın, which have not yet completed their urbanization process, soil-based urban agriculture practices should be prioritized and fertile lands should be protected. Furthermore, a system model for large-scale urban agriculture for commercial purposes was presented; while the potential social benefits of small-scale, education- and individual production-oriented practices were emphasized. In this context, installation cost calculations for a 50 m² modular soilless farming greenhouse were included. Due to the accessibility of the public dimension of urban agriculture and its nature oriented toward social benefit, landscape planning proposals were presented through pilot public spaces identified as suitable within the scope of the analysis. For the purpose of expanding urban agriculture practices, urban agriculture strategy proposals covering the 2024-2053 period for Bartın were developed by taking reference from the New York City Urban Agriculture Strategic Plan (2024). These targets were structured with the expectation of completion by 2053, which is the year designated for the development of actions envisaged in Turkey's 12th Development Plan; in the short term covering 2025-2030, in the medium term covering 2031-2040, and in the long term covering 2041-2053.










