Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu Uyarınca Kurulan Rehinli Taşınır Sicilinin İşlevi
Tarih
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Erişim Hakkı
Özet
Türk Medeni Kanunu’nda taşınırlar bakımından teslime bağlı rehin kabul edilmiştir. Rehin konusunun rehin alacaklısına teslim edilmeden rehin kurulması sadece istisnai hallerde mümkündür. Bu istisnalardan biri de 6750 sayılı Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu (TİTRK) uyarınca, sicile tescille kurulan rehindir. Bu kapsamda rehnin kurulması, rehnin üçüncü kişilere karşı hüküm ifade etmesi ve rehinli alacaklılar arasında öncelik sırasının belirlenmesi için “Rehinli Taşınır Sicili” kurulmuştur. TİTRK ve ilgili yönetmeliğe göre, Rehinli Taşınır Sicili alenidir ve rehin sözleşmesinin sicile tescil edilmesiyle rehin hakkı üçüncü kişilere karşı hüküm ifade eder. Bu düzenlemelere rağmen 15/02/2018 tarihli ve 7099 sayılı Kanun’la TİTRK m. 7 tamamen değiştirilmiş ve taşınırın rehinli olduğunu bilmeyen veya bilmesi gerekmeyen iyiniyetli üçüncü kişilerin kazanımlarının korunacağı ifade edilmiştir (TİTRK m. 7/III). Ayrıca 22/05/2018 tarihinde Rehinli Taşınır Sicili Yönetmeliği’nde de (RTSY) benzer bir değişiklik yapılmıştır (RTSY m. 17/II). Söz konusu değişiklikler sonrası, sicilin aleniyet fonksiyonunun devam edip etmediği ve sicile tescille kurulan taşınır rehninin işlevi konusunda doktrinde farklı görüşler ortaya çıkmıştır. Özellikle Rehinli Taşınır Siciline yapılan tescil sonrasında üçüncü kişilerin rehin konusu üzerinde aynî hak kazanmaları hâlinde, sicilde yer alan tescilin bu kazanımlara etkisi oldukça karmaşık bir hâl almıştır. Bu çalışmada, değişiklikler sonrasındaki tartışmalara açıklık getirilmeye çalışılmış ve değişiklerin nasıl yorumlanması gerektiğine ilişkin öneriler sunulmuştur.










