Aylak Sözcüğü Üzerine

dc.contributor.authorKaman, Sevda
dc.contributor.authorKaman, Sevda
dc.date.accessioned2025-10-18T08:22:00Z
dc.date.created2020
dc.date.issued2020
dc.departmentFakülteler, İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü
dc.description.abstractTürkçede aylak “işsiz, boş gezen, avare (kimse)” anlamındadır. Fransızca flâner “oyalanmak, aylaklık etmek” fiilinden türetilen flanör (flâneur) ise 19. yy’da ortaya çıkan, “aylak aylak gezen aydın, kentli aylak,düşünür gezgin” anlamına gelen bir kavramdır. Moderniteyle ortaya çıkan aylak sınıf ise Russel’a göre,sanatı geliştiren, bilimleri bulan, felsefi düşünceler ortaya atan bir sınıftır. Türk romanlarında Tanzimatyıllarından beri “alafranga züppe tipi” şeklinde yüzeysel olarak işlenen aylak tipi flanör (flâneur) anlamıyla ilk kez Yusuf Atılgan’ın Aylak Adam romanında işlenmiştir. Romanın başkişisi C.’nin üzerindenbir çeşit aylaklık manifestosunun ele alındığı, aylak kavramının sorgulandığı bu roman, “işsiz, boş gezenavare (kimse)” anlamının yanında “düşünür gezgin” anlamını da karşılayan aylak sözcüğünün incelendiğibu makaleye ilham olmuştur. Makalede Eski Türkçeden Türkiye Türkçesine aylak sözcüğünün etimolojikve semantik olarak tarihî seyrinin incelenmesi yoluyla sözlüklerdeki ve Türkçenin tarihî kaynaklarındakiaylak/aylaklık algısı üzerinde durulmuştur. Makalede aylak sözcüğünün “işsiz, boş gezen avare (kimse)”dışında Türkçenin tarihî dönemlerinde ve çağdaş lehçelerinde “boşta olan, boş; haylaz; tembel; bedava,karşılıksız, ücretsiz; kalp, kalbin bulunduğu boşluk; girdap; körfez; rıhtım, liman” gibi anlamlara geldiği;ağızlarda ise “karşılıksız, bedava, beleş; açık, aşikâr, belli; bir aylığına tutulan işçi, hizmetçi; açıklık, meydan; derin kuyulardan su çeken hayvanın döndüğü, gidip geldiği yol, yer; tarla sulamakta kullanılan kuyu,işsiz” gibi anlamlarda kullanıldığı tespit edilmiştir. Buna göre aylak sözcüğünün felsefi ve edebî alandakazandığı “düşünür gezgin” anlamının sözlüklerde yer almaması bu anlamın halk nazarında çok karşılıkbulmamasından, aylaklığın tembellikle özdeşleştirilmesinden, bizde aylak sınıfın uygarlığın gelişmesindeBatı’daki gibi etkin rol oynamamasından ileri geldiği sonucuna varılmıştır.
dc.identifier.doi10.30767/diledeara.673285
dc.identifier.endpage174
dc.identifier.issn1308-5069
dc.identifier.issn2149-0651
dc.identifier.issue21
dc.identifier.startpage149
dc.identifier.trdizinid385895
dc.identifier.urihttps://search.trdizin.gov.tr/tr/yayin/detay/385895
dc.identifier.urihttps://doi.org/10.30767/diledeara.673285
dc.identifier.urihttps://hdl.handle.net/11772/17702
dc.identifier.volume11
dc.indekslendigikaynakTR-Dizin
dc.language.isotr
dc.relation.ispartofDil ve Edebiyat Araştırmaları
dc.relation.publicationcategoryMakale - Ulusal Hakemli Dergi - Kurum Öğretim Elemanı
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/openAccess
dc.snmzTR-Dizin_20251017
dc.subjectBeşeri Bilimler
dc.subjectEdebiyat
dc.subjectDil ve Dil Bilim
dc.subjectEdebi Teori ve Eleştiri
dc.titleAylak Sözcüğü Üzerine
dc.typeReview Article
dspace.entity.typePublication
relation.isAuthorOfPublicationeeb959dc-23e3-4a31-8318-9930715759dc
relation.isAuthorOfPublication.latestForDiscoveryeeb959dc-23e3-4a31-8318-9930715759dc

Dosyalar