Immanuel Kant’ta Doğa Durumundan Sivil Topluma Geçiş Üzerine Bir Soruşturma: Aklın Bir İdesi Olarak Toplum Sözleşmesi
Tarih
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Erişim Hakkı
Özet
On yedinci ve on sekizinci yüzyıllarda siyaset felsefesi hem devletin doğuşunun tarihsel bir açıklamasını vermek hem de siyasî otoritenin doğasını, yükümlülüklerini ve sınırlarını belirlemek üzere ileri sürülen toplum sözleşmesi kuramları üzerinden şekillendirilmiştir. Bu makalede Immanuel Kant’ın doğa durumundan sivil topluma geçişi ele aldığı toplum sözleşmesi kuramı irdelenmektedir. Modern sözleşme kuramcılarından biri olan Kant, sözleşmenin kavramsal ve kuramsal statüsünü diğerleri gibi gerçekçi ya da hipotetik olarak belirlemek yerine aklın bir idesi olarak tümüyle idealist ve rasyonel bir bakış açısıyla temellendirmiştir. Bu bakış açısı ise Kant’ın insanlık tarihinin anlaşılabilmesine, insanın ergin olmama durumundan kurtulabilmesine, insan türünün yetkinleşebilmesine ve ahlâken ilerleyebilmesine, uluslararası alanda sürekli barışın sağlanabilmesine dair görüşlerine de hâkimdir. Sözleşme yapmanın mümkün a priori koşullarını tespit etmeyi sağlayan Kantçı kavrayış, kamusal adaleti tesis etmeye yönelik zorunlu ve evrensel ilkeleri belirleyebilmenin yolunu açması bakımından seçkinleşir. Aklın bir idesi olarak sözleşme bir yandan yasa koyucuya yasaların değerlendirilmesinde biçimsel bir ölçüt sağlayıp rehberlik ederken diğer yandan kamusal yasaların adalete uygunluğunu sınamayı sağlayan eleştirel bir kriter vazifesi görür. Bu makalede Kant’ın doğa durumundan sivil topluma geçişi -ister toplumdışı toplumsallık ister yaşam koşullarındaki değişiklik isterse de ulusal ve uluslararası barışın tesis edilmesi üzerinden temellendirilsin- aklın bir talebi olarak tümüyle rasyonel amaç ve umutlara bağlı olarak gerçekleştirdiğine dikkat çekilmektedir.










